Hz.Hasan(R.A.)'ın Muaviye ile barış yapması :
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, nakl-i sahihle ve mütevatir bir derecede bize vasıl olmuş ki, minber üstünde, cemaat-i Sahabe içinde ferman etmiş ki:
اِبْنِى حَسَنٌ هٰذاَ سَيِّدٌ سَيُصْلِحُ اللهُ بِهِ بَيْنَ فِئَتَيْنِ عَظِيمَتَيْنِ
İşte, kırk sene sonra İslâmın en büyük iki ordusu karşı karşıya geldiği vakit, Hazret-i Hasan Radıyallahü Anh, Hazret-i Muaviye (r.a.) ile musalâha edip, cedd-i emcedinin mu’cize-i gaybiyesini tasdik etmiştir.
Hendek Savaşı sonrasını haber vermiş
Hem gazve-i meşhure-i Hendek ´te ferman etmiş ki:
اِنَّ قُرَيْشًا وَاْلاَحْزاَبَ لاَ يَغْزُونِى اَبدًا وَاَناَ اَغْزُوهُمْ diye, “Bundan sonra onlar bana değil, belki ben onlar a hücum edeceğim.” Haber vermiş, haber verdiği gibi çıkmış.
Hz. Enes`in getirdiği az arpa ekmeğinin bereketlenmesi
Nakl-i sahih-i kat`î ile, hâdim-i Nebevî Hazret-i Enes `in amcası meşhur Ebu Talha der ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm , yetmiş seksen adamı, Enes`in koltuğu altında getirdiği az arpa ekmeğinden tok oluncaya kadar yedirdi. “O az ekmekleri parça parça ediniz” emretti ve bereketle dua etti. Menzil dar olduğundan, onar onar gelip yediler, tok olarak gittiler.
Bir kâse etin fevc fevc gelen insanlara yetmesi!
Tirmizî ve Neseî ve Beyhakî ve Şifâ-i Şerif gibi kütüb-ü sahiha beyan ediyorlar ki:
Hazret-i Semurete`bni Cündüb der: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm a bir kâse et geldi. Sabahtan akşama kadar fevc fevc adamlar geldiler, yediler.
İşte, mukaddimede beyan ettiğimiz sırra binaen, şu vakıa-i bereket yalnız Semure`nin rivayet i değil; belki Semure, o yemeği yiyen cemaatlerin mümessili gibi, onların namına ve tasdiklerine binaen ilân ediyor.
