TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin günün birinde engellenmesi halinde, bunun Kıbrıs yüzünden olmayacağını, Kıbrıs'ın görünüşteki sebep olduğunu belirterek, ”Asıl sebep, belli başlı Avrupa ülkelerinde, Türkiye ile müzakerelerin arızasız yürütülmesi konusunda siyasi iradenin oluşmamasıdır” dedi.
Avrasya Kültürel ve Toplumsal Gelişim Derneğinin Millet ve Vekili İletişim Platformunca Taksim Golden Age Otel'de düzenlenen “Türkiye-AB İlişkileri Nereye?” başlıklı konferansta konuşan Yakış, Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinde noktanın, Türkiye'nin liman ve havaalanlarını Rum gemi ve uçaklarına açıp, açmama meselesine gelip dayandığına işaret etti.
Konunun ayrıntısını bilmeyenlerin, Kıbrıs konusunda bunu Türkiye'nin mükellefiyeti gibi algılayabileceğine dikkat çeken Yakış, konuşmasına şöyle devam etti:
“Türkiye'nin AB'ye katılım süreci günün birinde engellenirse, bu, Kıbrıs yüzünden olmayacaktır. Kıbrıs görünüşteki sebeptir. Asıl sebep, belli başlı Avrupa ülkelerinde, Türkiye ile müzakerelerin arızasız yürütülmesi konusunda siyasi iradenin oluşmamasıdır. Asıl sebep, bu siyasi iradenin olmayışıdır. Kıbrıs konusu bahane olarak, arkasına saklanılan bir sebep olarak kullanılmaktadır. Türkiye bugün 'Kıbrıs'ı mı istiyorsunuz, limanların açılmasını mı istiyorsunuz? Kıbrıs'ın tamamını verdim. Hiçbir şey istemiyorum' bile dese, o siyasi irade oluşmadığı için yine müzakerelerde engel çıkacaktır.”
Yaşar Yakış, Kıbrıs meselesini bir kenara bırakıp, ancak bu konuda geri dönülmeyecek tavizler vermemek şartıyla Türkiye'nin bütün kriterleri yerine getirmesi, bütün başlıkları tamamlayıp, açılmamış olanları da açılmaya zorlaması gerektiğini belirtti.
LİMANLARIN AÇILMASI KONUSU
Yakış, limanların açılmasının, zaman zaman Türkiye'nin Kıbrıs Rum kesimini tanıması anlamına geleceği yolunda endişeler olduğunu dile getirerek, “Hayır, limanların açılması, Türkiye'nin Kıbrıs Rum kesimini tanıması anlamına gelmez” dedi.
Yakış, Türkiye'nin limanlarının zaten 1987 yılına kadar Kıbrıs Rum gemilerine açık olduğunu hatırlatarak, “O tarihte gemileri gelirken biz Kıbrıs Rum kesimini tanıyor olmuyorduk da şimdi 2006 yılında kabul ettiğimiz zaman niye olsun?” diye konuştu.
O tarihte bir Türk gemisinin kaptanının Limasol limanında Kıbrıs Rum makamları tarafından tevkif edilmesi nedeniyle Türkiye'nin bu kapatma kararını aldığını anımsatan Yakış, “Yani eskiden açıktı. Şimdi tekrar açık zamana döndüğümüzde de Kıbrıs Rum kesimini tanımış olmayız” diye konuştu.
Türkiye'nin Tayvan'ı tanımadığını, ancak gemilerinin geldiğini anlatan Yakış, tanıma ile limanların açılmasının birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Yakış, “Açarsınız, isterseniz tekrar kapatabilirsiniz. Limanların açılması dünyanın sonu değildir” dedi.
Türkiye'nin, bütün kriterleri yerine getirmesi halinde bile üye ülkelerden birinin dahi istememesi durumunda AB'ye giremeyeceğini kaydeden Yakış, şunları kaydetti:
“Bizim, Türkiye'yi Kopenhag ve Maastricht kriterlerine uyacak hale getirme, temel hak ve hürriyetlerin geniş olarak yararlanıldığı ülke olmak, piyasa ekonomisinin doğru işlediği, demokratik mekanizmaların iyi işlediği, bankaların hortumlanamadığı, yolsuzlukların önlendiği bir ülke haline getirme amacına doğru ilerlememiz lazım. Bütün bunlar sağlandıktan sonra, en sonunda 25 ülkenin bir tanesi, mesela 350 bin nüfuslu Malta'nın, referanduma gidip Türkiye'yi istememesi durumunda, diğer hepsi istese bile Türkiye giremez. O zaman ne yaparız? Yolumuza devam ederiz. AB'ye girmemiz şart değil, Hem o zamana kadar AB hala cazibesini koruyabilecek mi? Bunlar belirsiz. Bizim hedefimiz AB normlarına ulaşmak olmalıdır. Bunları başardıktan sonra Türkiye üye olmuş, olmamış önemli değil.”
