SON MEKTUP
Umut 20 yaşında, yeşil gözlü, esmer, yakışıklı bir çocuktu.Türkiye de bir Anadolu Lisesi bitirmiş İngilizcesini ilerletmek için dayısının oğlu Tanju’nun teklifini kabul edip onunla birlikte İngiltere’ye –babasının da her ay para yollayacağını ve sık sık arayıp konuşacaklarını söyleyip izin vermesiyle- gider.Tanju 35 yaşında ve 10 senedir İngiltere’de yaşamaktadır.
Uçağa binmeden önce Umut’un annesinin gözleri dolmuştu.Bunu gören Umut dayanamamış ağlamıştı.Yolda giderlerken Tanju oradaki düzenini anlatmıştı Umut’a.İşini, yaşam tarzını, çevresini...Umut ilk defa bunları anlatan Tanju’yu dikkatli dinledi. Ardından yapmaması ve yapması gerekenleri anlattı.Merak eden Umut; Tanju’ya kız arkadaşı olup olmadığını sordu.
-Var. dedi Tanju.Adı, Jamalia.
Tanju yakışıklı, manken gibi bir çocuktu.Peşinden çok kız koşmuştur diye düşündü Umut.Merak etmişti Jamalia’yı.Sarışın mavi gözlü, esmer yeşil gözlü vs...
Tutamadı kendini sordu.
-Nasıl bir kız?
-Esmer ,kahverengi gözlü manken gibi bir kız dedi Tanju.Bence dünyanın en güzel kızı
İngiltere’ye vardıkları akşamın ertesi günü akşamı Tanju ile Umut bir bara gittiler.
-‘Ben her gece buraya takılırım.Jamalia da buradadır tanışırsınız’ dedi Tanju.Umut ve Jamalia tanıştı ardından Tanju Jamalia’yı dansa kaldırdı.
Umut daha şimdiden ailesini özlemiş ve o kadar kişinin arasında kendini yalnız hissediyordu.
-Büyüdü gözümde mekan
Yalnızım kalabalık arasında
Aklıma geldiğin an
Tutamıyorum ağlıyorum hıçkıra hıçkıra
Alican’ın bir dörtlüğünü okudu içinden.
Dalmıştı eski günlere...Tam o sırada yanına bir kız geldi.Sarışın siyah gözlüydü.
-Hello, My name’s Aylin.
-Hi, I’m Umut.
-Where are you from? Dedi kız şaşırarak…
-I’m from Turkey.
-Ooooo sen Türk müsün?Bende Türk’üm.
Umut şaşkınlığının önüne geçemedi ve:
-Senin ne işin var burada diye sordu.
-Sonra anlatırım.Hadi dans edelim.
Saatlerce dans ettiler.Umut dans etmeyi pek bilmezdi anlaşılan Aylin’den hoşlanmıştı.Aylin’de ilk defa bu kadar uzun süre dans etmişti.Anlaşılan oda Umut’tan hoşlandı.
Umut-Tanju-Jamalia-Aylin her akşam bu bara geliyor eğleniyorlardı.Bir gün yine akşam Umut ve Aylin dans ederken Umut özür diledi dansı bıraktı.DJ ‘den izin istedi mikrofonu eline aldı ve:
-Seni seviyorum Aylin diye bağırdı.
Aylin bu sözü duyunca Umut’a koştu ve ‘bende seni’ dedi.Bardaki herkes gibi Tanju ve Jamalia da çok şaşırmıştı.Bardakiler Türkçe bilmediği için aval aval bakıyorlardı çiçeği burnunda aşıklara.
Aylin ve Umut’un aşkları çok güzel ve hızla ilerliyordu.Ama bir gün yine her zaman ki gibi caddede dolaşırlarken iri yarı bir çocuk Aylin’e sataştı, laf attı hatta fazla ileri gitti ve taciz etmeye kalkıştı.Umut dayanamayıp Michael denilen bu adama yumruk attı ve kavga çıktı.Civardaki insanlar onları ayırdı.Michael ve Umut’un ağızları kanıyordu.Umut ve Aylin bir cafeye gittiler.Aylin Umut’un ağzını silerken birden bir alevlenme oldu ve Umut’la Aylin öpüşmeye başladı.
Umut daha sonra;
-Şimdi birşeyim kalmadı dedi.
Aylin kızarmıştı.Anlaşılan utanmıştı.
Uzun uzun sohbet ettiler.Umut 2.5 ay önce sorduğu soruyu tekrar etti.
-Burada ne işin var?
Aylin anlatmaya başladı;
-Çok mutlu bir yaşamımız vardı.Biz aslen Karadenizliyiz ve her seneki gibi yazın köye gitmiştik. 17.Ağustos.1999 depremin de babamı kaybettik.Babam Gölcük’e amcamın yanına gitmiş.Ne amcamlar nede babam göçük altından kurtulamamış.
Aylin ağlamaya başlamıştı.Umut’ta ağlıyordu.Aylin sordu;
-Sen niye ağlıyorsun?
-Benimde ablam eniştem yeğenim Adapazarı’nda göçük altında kalmıştı o depremde dedi Umut.Daha sonra buraya nasıl geldiklerini sordu Umut ağlamaklı bir sesle.Aylin anlatmaya başladı.
-Annem ve ben yalnız kalmıştık.Ne dost nede akraba hiç biri yoktu.Ne para vardı ne ev.
-…
Daha dün ayaktaydı tüm sevenleri
Kimi öldü kimi ölü gibi
Tanıyamamış arkasından vurdu
Dost dedikleri.
Umut bu dörtlüğü okudu ağlamaklı bir sesle.Aylin konuşmasına devam etti;
-Teyzemlerin yanında kalıyorduk.Bir sene sonra teyzem bir gün annemle oda da uzun uzun konuştu ve şimdiki babamla evlenme kararı aldı annem.Ve şimdi buradayız.Jamalia da benim üvey ablam.
Umut bunu ilk defa duymuştu ve şaşırdı.
Umut’un babasının işleri ters gidiyordu.Aksilik Tanju da işten ayrılmıştı.Tanju Umut’un babasını arayıp durumu anlattı ama olanları duyunca para isteyemedi.Sağlık olsun demekle kaldı.Telefonu Umut’a verdi Umut babasına olayı sordu.Babası anlattı;
-Kemal amcana kefil olmuştum.Oda borcunu ödemeyince eve kadar haciz geldi.İşten de ekonomik kriz yüzünden atıldık.Zor günler içerisindeyiz oğlum.
Umut çaresizce takma kafana baba Allah yardım eder diyebildi.
Umut’un morali bozulmuştu.Aylin sebebini sordu oda olayları anlattı ve ekledi:’Çalışmam lazım’.
Aylin onu bir tanıdığını lokantasına götürdü ve işe aldırdı.Yalnız bir sorun vardı.Oda Tanju.İzin verir miydi acaba.Tüm cesaretini toplayarak sordu ve Tanju’dan okey alarak işe başladı.Ama bir gün Umut’un kavga ettiği Michael arkadaşlarını toplayıp Umut’u bir güzel dövdürdü.Umut’u da işten attırdı.Tanju Umut’u öyle görünce çılgına döndü ve ne olduğunu sordu.Ama Umut yorgunluktan ve acıdan bayıldı.Tanju doktoru ve Aylin’i çağırdı.Aylin Tanju’nun ısrarlarına rağmen ebeveynlerinden izin aldı ve sabaha kadar Umut’un başında bekledi.
Umut’u iki büyük sürpriz bekliyordu.Birincisi; Umut’un iki gün sonra doğum günüydü.Aylin,Tanju ve Jamalia Umut’a sürpriz bir doğum günü partisi yaptılar.Umut her insan gibi bu olaya çok sevindi.Aylin Umut’a bir bileklik hediye etti.İkincisi; Umut’un erteletmeyi unuttuğu ve önüne geçilemez birşeydi.Vatan borcu.Umut’un babası aradı ve bir hafta sonra askere gitmesi gerektiğini söyledi.Umut çaresizce sabahı bekledi ve Aylin’e durumu anlattı.Aylin umutsuzca beni de götür dedi ama gidemezdi.Umut, Tanju, Jamalia ve Aylinle vedalaştı.Vedalaşırken Aylin’e beni bekle, geri döneceğim dedi ve Türkiye’ye döndü.Umut güzel bir eğlenceyle askere Van’a gitti.
Aylin’in babası ve onun arkadaşları bir trafik kazasında öldüler.Jamalia babasının acısına dayanamayıp intihar etti.Tanju Jamalia’yı kaybedince Türkiye’ye dönmüştü.Aylin ve annesi herşeylerini satıp Türkiye’ye kesin dönüş yaptılar.Üstelik kaderin böylesi Aylinler Umutlar’ın mahallesine taşınmışlardı.Tabii Aylin Tanju’yla karşılaşıncaya kadar bunu bilmiyordu.Tanju halasının yanına gelirken Aylin’i görmüştü.Onu halası ve eniştesiyle tanıştırdı durumu anlattı.
Umut askerde her hafta sonu kasabaya inerdi.Ailesini cep telefonundan arardı ve hasret giderirlerdi.Babası bu kez Umut’u aradı durumu açıklayıp telefonu Aylin’e verdi.Umut Aylin’e bayramda geleceğini müjdesini verdi telefonu uzun süren sohbetle kapadı.Bayrama bir ay vardı.Aylin bir ayı iple çekiyordu.
O günün bir hafta sonuydu teröristler Van’ı basmıştı. Ölenler, yaralanalar, rehin olarak kaçırılanlar...Umut’un ailesi ve Aylin ağlıyor yaşayanlar arasında Umut’un ismini arıyorlardı televizyonlardaki listelerde.Ama yoktu,yaralananlar listesinde de ismi geçmiyordu Umut’un.Belli ki kaçırılmış rehin alınmıştı.Edilen dualar Umut’un sağ olarak teröristlerin elinden kurtarılması yönündeydi.Bir hafta geçmişti ancak Umut’tan ve onun gibi kaçırılan onlarca askerden haber alınamamıştı.Umutlar tükeniyordu.Aylin Umut’un ailesinin yanından ayrılmıyordu.Aylin ve Umut’un ebeveynlerinin kulakları telefonda yaşlı gözleri ise televizyondaydı.Umut’un babası kalbi yüzünden komada Aylin’in annesi ise ablasının yanına gitmişti.
Ve bir gün Umut geldi.Kendi evinde olan Aylin’i Tanju aşağıya çağırdı.Aylin ne olduğunu sordu.Tanju hüzün dolu bir sesle;
-O geldi dedi.
Aylin büyük bir sevinç ve heyecanla;
-Hani!Nerede!.
Tanju biraz ilerdeki cenaze arabasını gösterdi ve;
-O beyaz kefenin içinde dedi.
O zamana kadar hiçbir yerde duyulmamış bir çığlık duyuldu o sokakta Aylin şehidinin yanına koştu.
İnanamıyordu açtı yüzünü rengi benzi solmuştu Umut’un.asker arkadaşlarının Umut’un ebeveynlerine anlattıklarına kulak misafiri oldu Aylin.
-‘’.................Kaçırılıp rehin alındı.Bir hafta teröristlerin yerini araştırdık.Eğer arkadaşımız bir gün daha sabretseydi oda diğerleri gibi kurtarılabilecekti.
Diğeri girdi söze;
-Öğrendiğimize göre kaçmayı denemiş.Bir haini öldürmüş birini yaralamış ama bir orduyla başa çıkamamış.
Bir asker geldi sonra.Elinde Aylin’in Umut’a hediye ettiği bileklik.
-Bulduğumuzda avucunun içinde bunu bulduk‘’ dedi
Aylin koşarak eve gitti.Ve evde intihar etti.Cesedini Umut’u gömmeye giderken Aylin’i çağırmaya giden ve kapıyı açık bulup içeri giren Tanju gördü.Aylin kendini asmıştı.Yerde bir mektup vardı.Tanju mektubu açtı ve okudu.
ŞİİR
Eski bir fotoğraftı elinde kalan bir kenarı yırtık,
Bir engin ağıttı yüreğinde kalan birde acı hasret.
Kızılca doğan güneşte bir sıkıntı vardı kuşlarda, rüzgarda bile...
Çünkü sevdiğini gurbete uğurluyordu.
Tezkereyle gelecekti sevdiği, birtanesi
Yavaşça bıraktı sımsıkı tuttuğu ellerini
Ve pembe bir buse kondurdu yanağına
Şimdi onu uğurluyordu gözyaşlarıyla
Gitti, kayboldu biriciği sisli ufukların arasında
Ve ilk mektubunu okudu sevgilisinin kışladan gelen.
Birgün bir ay, bir ay bir yıl oldu ona
Gurbetti bu, hasretti.Biter miydi?
Beklerken yiğidini, yaşlanmıştı, aramıştı, özlemişti.
Yanıyordu yiğidinin hasretiyle yüreği,
Ve yine hüzün şarkısı söylüyordu kuşlar,
Yine rüzgarda feryat vardı,
Yine ağlıyordu gökyüzü.
Birgün gelecekti sevdiği ve geliyordu.
Dağlar, kuşlar, taşlar şahitti bu ana!
Gelmişti askeri nihayet...
Birtanesi 3 şey getirmişti;
Biri tahta tabutu,
Biri cansız bedeni,
Ve biride kanlı gömleği.
Önce iki damla yaş akıttı yaslı yüreğine
Son bir buse kondurdu yanağına
Ama bu kez toprağa uğurluyordu onu
İşte o anın acısıyla yanıyordu yüreği sevgilinin
Güneş yine doğuyordu.
Bir fotoğraf düştü hasır kilime!
Ardından cansız bir el.
ASKERİ YANINA ÇAĞIRMIŞTI BİRTANESİNİ...
Ve bu arada Tanju Umut’un mezar taşına ölüm ayırdı, yanına gömdürdüğü Aylin’in mezar taşınada kavuştular.
Yazdırdı. :'(
*****SON*****
