tıklaaa

Ana Sayfa
  Hikayeler...
  Anketler ?
  Araba resimleri
  Aşk
  Romantizm
  İtiraf
  Rüya Tabirleri
  Zeka Soruları
  Sağlık Merkezi
  Biliyormuydunuz?
  Ders Nasıl Çalışılır
  Şarkı Sözleri
  Din Ve Tasavvuf
  Dini Hikayeler
  Dini Konular
  Dini şiirler
  Doğa ve Manzara
  Dualar ve hadisler
  Efsaneler
  Erkekler Dünyası
  Aşk sevgi şiirleri
  İnanılmaz Gerçekler
  Biyografi
  Slayt Bölümü
  Donanım Merkezi
  E - Kitap (E-Book)
  Windows Hakkında
  Genel Bölüm
  Geyik Bölümü
  Duvar Kağıdı
  Güzel Sözler
  Güzellik & Diyet
  Her Telden
  Yemek TarifLeri
  Kadın Dünyası
  Kahkaha Merkezi
  Komik Fıkralar
  Komik Karikatürler
  Komik Resimler
  Komik Yazılar
  Kopya Nasıl Çekilir.
  Korku Odası
  Kızlar Nasıl Tavlanır ?
  M.Kemal Atatürk
  MSN Hakkında
  Msn Nickleri
  MSN Programlar
  Msn Space
  Msn İfadeleri
  Müzik Hakkında
  Network ve internet
  Program Download
  Tarih
  Teknoloji & BiLim
  İşletim Sistemleri
  Magazin
  Moda Bakım Makyaj
  Modifiye ve Sanal
Konu : fıkralar sadece burdan istemediginiz kadar | Hit: 102

100 Öpücük -------------------------------------------------------------------------------- Sevgili karıcığım, bu ay maaşımdan sana para gönderemiyorum, onun yerine 100 öpücük gönderiyorum. Sen benim bir tanemsin. Kocan Allen Karisi da ona cevap veriyor, Sevgili aşkım, Gönderdiğin 100 öpücük için teşekkür ederim. Masraflar söyle; 1- Sütçü bir aylık süt için 2 öpücüğü kabul etti, 2- Elektrikçi 7 öpücükten sonra anlaşmaya razı oldu, 3- Evsahibi kira için her gün 2-3 defa uğruyor, 4- Bakkal sadece öpücüğe razı olmadı, ona ilave başka şeyler de verdim, 5- Diğer masraflar toplam 40 öpücük... Beni lütfen merak etme, daha 35 öpücük bakiyem var ve bu ayı çıkarabilirim. Gelecek ay için de ayni yönde mi plan yapmalıyım? Lütfen bilgi ver. Sevgili karın Josephine --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün bir ormana >düşmüş. Adam biraz > >> >yürüdükten sonra sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış, bir ağacın altına >oturmuş. Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş ve uykuya dalmış. > > >> >Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmış. Bir de bakmış ki yanındaki sepet bomboş. Şapkalar gitmiş. Kafasını kaldırıp ağaca >bakmış ki,ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında adamın şapkaları... > > >> >Adam düşünmeğe başlamış : > >> >"Ben şimdi ne yapıcam, şapkaları bu maymunlardan nasıl geri alacam ?" Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bakmış ki, maymunlar da adamın taklidini yapıyorlar, kafalarını kaşıyorlar. Adam ellilerini havaya >kaldırmış, maymunlarda... > >> >derken adam ne yapacağını bulmuş, kendi kafasındaki şapkayı çıkarıp >yere atmış,maymunlar da... > >> >Adam böylece bütün şapkaları geri almış, sepetine koyup yoluna devam >etmiş. > >> >Aradan 50 yıl geçmiş... > >> >Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş. Hava yine çok >sıcakmış ve genç adam bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanına > > >> >koymuş ve uykuya dalmış... > >> >Bir saat sonra uyanmış, bir de bakmış ki sepetin içinde şapkalar >yok... Derken tuhaf sesler duymuş,bir de kafasını kaldırmış ki ağacın üstünde bir > > >> >sürü maymun, hepsinin kafasında birer şapka. > >> >Düşünmüş... > >> >" Dedem yıllar once bana bir hikaye anlatmıştı...ne yapacağımı çok iyi >biliyorum..." > >> >Adam kafasını kaşımaya başlamış, maymunlar da aynısını >yapmışlar...adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da.. > >> >ve adam gülümseyerek kendi başındaki şapkayı çıkarmış yere atmış... o anda ağaçtaki maymunlardan biri yere inmiş, adamın yere attığı >şapkayı kapmış, adama da bir tokat atmış ve şöyle demiş: > > >> >"Sadece senin mi deden var şerefsiz !!!" ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------PEDER Oldukça seçkin görünüşlü bir bayan uçakla İsviçreden dönmekteydi. Yanında oturmakta olan rahibe "Özür dilerim peder, sizden bir iyilik isteyebilir miyim?" diye sordu. Rahip "Elbette kızım, senin için ne yapabilirim?" diye cevapladı. Kadın açıkladı: "İşte problemim; kendime yeni bir epilasyon aleti aldım ve buna oldukça yüklü bir para saydım. Sanırım limitlerin oldukça üzerine çıktı ve gümrükte elimden alırlar diye korkuyorum. Acaba gümrükten geçişte bunu cübbenizin altına saklayabilir misiniz?" Rahip "Tabi ki yapabilirim evladım ama biliyorsunuz ki ben yalan söyleyemem." diye yanıtladı Kadın "Çok temiz ve dürüst bir yüz ifadeniz var peder, eminim ki size soru filan sormazlar" dedi ve pahalı epilasyon aletini pedere verdi. Uçak havaalanına vardı. Peder gümrükten geçeceği sırada görevli "Peder, bildireceğiniz herhangi bir yükünüz var mı?" diye sordu. Bunun üzerine Peder "Başımdan kuşağıma kadarki bölümde açıklayacağım herhangi birşey yok, evladım" dedi Bu yanıtı garip bulan görevli "Peki kuşağınızın altında kalan bölümde neyiniz var?" diye sordu. Peder yanıtladı: "Kadınların kullanımı için dizayn edilmiş mükemmel, küçük bir alet var, ancak şimdiye kadar hiç kullanılmadı!!" Görevli kahkahadan kırılarak: "Tamam peder geçebilirsin, sıradaki!.." --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- >> > >ÖP BENi >> >> >> > > Delikanli sevgilisini aksam eve birakir.Evin >> >>önünde masum bir fisiltidan sonra ateslenir.Bir elini duvara dayiyarak >> >>"Beni bir öpermisin".. >> >> >> > >Kiz: >> >> >> > >"Delimisin evin önünde annemler görür" der.. >> >> >> > > Erkek: >> >> >> > >"Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni >>cok >> >> >> > >seviyorum... >> >> >> > >Kiz: >> >> >> > > "Ben de seni ama olmaz..." >> >> >> > >Erkek cok atesli tabi devamli israr eder. Bir ara >>aniden >> >> >> > >merdivenlerin >> >> >> > >isigi yanar ve kizin kücük kiz kardesi belirir. >> >> >> > >Kücük kiz: >> >> >> > >"Babam diyor ki öpecekse öpsün, gerekirse ben >> >>öpecekmisim, o da olmazsa >> >> >> > >kendisi gelecekmis ama o hayvan oglu hayvana söyle >>elini >> >>diyafon >> >> >> >dügmesinden ceksin dedi" ------------------------------------------------ Temel ile Dursun Amerikada itfaiye teskilatina >> >>>girerler, yangin ihbari >> >>>alinir. Cok katli bir binada >> >>>yangin cikmistir. Itfaiyeci merdiveni >> >>>calismaz ... Temel yukari cikar. >> >>>Dursun asagida kalir, Temel asagida >> >>>bekleyen Dursunun kucagina >> >>>cocuklari atmaya baslar. Temel atar, Dursun tutar, kaldirima >>koyar. >> >>>Bir cocuk, iki cocuk, uc cocuk, derken >> >>>besinci zenci cocuktur .. . >> >>>Temel birakir, >> >>>Dursun yakalamak icin >> >>>kollarini acmaz. Cocuk paat yerde. Bir zenci cocuk >> >>>daha... Dursun >> >>>yine tutmaz. Cocuk >> >>>paat gene yerde.. Bir zenci >> >>>cocuk daha atınca >> >>>Dursun yukari bagirir : >> >>>Yaniklari atma ! yaniklari atma ! > ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Temel ile dursun kahvede oturmuslar sohbet ediyorlarmis. Temel birden sordu? ula cemal,tenhada bir domuza rastlasan ne edersun pabakayum? Tüfegimle etes ederum oga! Ya tüfegin yogusa? Kafasina sopayla vururum daa!.. peci ya sopan yogusa? picagumla öldirurum oni!.. De pakayum yaninda picagin da yogusa? Ula Temel de pakayum. Sen penden ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Dünya feministleri 2003 yılında dünyada kadın sorunlarını konuşmak, çözümler üretmek üzere toplanmışlar. Sorunlar konuşulmuş, çözüm önerileri sıralanmış. Toplantı sonunda da bir karar almışlar. Evli olanlar, eve döndüklerinde kocalarına bazı konularda ambargo uygulayacaklar. Böylelikle ağırlıklarını hissettirmiş olacaklar. Bir sonraki yıl tekrar toplanmak üzere de toplantıyı sonlandırırlar Yıl 2004... Bu sefer Almanya'da toplanmışlar. Uyguladıkları ambargoları anlatmak üzere tek tek kürsüye çıkmışlar. İlk kürsüye çıkan Alman feminist olmuş.. "Geçen yıl aldığımız karar uyarınca eve gittim ve kocama dedim ki, 'Bundan sonra yemek yemek istiyorsan kendi yemeğini kendin yapacaksın.' 1.gün bir şey görmedim...2. gün bir şey görmedim...3 gün bir de baktım, yalnız kendi için değil, benim için de yemek yapmış." Salondan büyük bir alkış kopmuştur. 2. olarak İtalyan feminist çıkmış ve başlamış konuşmaya. "Ben de geçen yıl aldığımız karar uyarınca eve gittim ve kocama dedim ki, 'Bundan sonra temiz tabaklarda yemek yemek istiyorsan kendi bulaşığını kendin yıkayacaksın.' 1.gün bir şey görmedim...2. gün bir şey görmedim...3 gün bir de baktım, yalnız kendi bulaşıklarını değil benimkileri de yıkıyor. Salonda alkış sesleri ortalığı inletmiştir. 3. olarak bir Türk feminist çıkmış kürsüye... "Ben de geçen yıl aldığımız karar uyarınca eve gittim ve kocama dedim ki, 'Bundan sonra ütülü kıyafet giymek istiyorsan kendi kıyafetini kendin ütüleyeceksin' 1.gün bir şey görmedim...2. gün bir şey görmedim...3 gün sol gözüm biraz açılır gibi oldu da, görmeye başladım.... ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Yunus ve Temel yorda karşılaşmışlar. Yunus'un kolunun altında kalınca bir kitap varmış. Temel dayanamayarak sormuş ; "Yunus, o kolunun altındaki kitap da neyin nesi?" Bundan sonraki diyalog: Yunus : "Ha o mu, o Düz Mantık. Ben bu kitabı satıyorum." Temel : "Düz Mantıkta ne olaki?" Yunus : "Bak şimdi... senin akvaryumun var mı?" Temel : "He vaaar" Yunus : "O zaman sen balıkları seviyorsun. Balıkları sevdiğine göre hayvanları seviyorsun. Hayvanları sevdiğine göre insanları seviyorsun. İnsanları sevdiğine göre kadınları seviyorsun. Dolayısıyla sen tam bir erkeksin." Bu son cümle Temel'in hoşuna gitmiştir ve hemen kitabı alır. Kolunun altına sıkıştırır ve yoluna devam eder. Biraz ilerde İdris ile karşılaşır ve bu seferki diyalog: İdris : "Ula Temel.. O kolunun altındaki de ne ?" Temel : " Ha o mu, o düz mantık.." İdris : " Ula düz mantık da neyin nesi?" Temel : " Bak şimdi... Senin akvaryumun var mı?" İdris : "Hayır yoook" Temel : (Baş ve işaret parmaklarını birleştirip yuvarlak yaparak) "O zaman sen böylesin..." ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- IMF ve Çoban Çoban´ın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağıya inmiş ve çobana sormuş. - Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir misin? Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış, - Tamam diye cevap vermiş. Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış bir NASA sitesine girmiş, GPS´ini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Çobana dönmüş, - Tam olarak 1586 adet koyunun var demiş. Çoban - Doğru diye cevap vermiş, - Koyununu alabilirsin. Genç adam koyunu almış ve jeep´inin arkasına koymuş. Bu sefer çoban genç adama dönmüş, - Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verirmisin? diye sormuş. Adam, - Evet neden olmasın diye yanıtlamış. - Sen Dunya Bankasi´nda Danışmansın demiş çoban. Adam sormuş, - Nasıl oldu da bildin?. Çoban - Çok basit diye cevap vermiş. - Buraya çağrılmadan geldin, bu bir.. İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsü yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın! ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ BIR KÖYÜN CAMISINDE IMAM CEMAATE VAAZ VERMEKTEDIR. ANSIZIN ICERI DALAN BIR KÖYLÜ KÖYÜ SEL BASMAKTA OLDUGUNU HABER VERIR. BUTUN CEMAAT HEMEN KENDILERINI DISARI ATIP, KACAR. SADECE IMAM BUTUN ISRARLARA RAGMEN KÖYÜ TERKETMEYI REDDEDER VE TANRI'NIN KENDISINI KORUYACAGINI SOYLEYEREK, CAMIDE KALIR. KISA BIR SURE SONRA SULAR CAMIYE ULASIR, IMAM CARESIZ MINAREYE CIKAR. SULAR MINARENIN ILK KATINA YUKSELIRKEN BIR TEKNE IMAMI KURTARMAYA GELIR.ANCAK DINI BUTUN IMAM, TANRI'NIN KENDISINI KORUYACAGINI SOYLEYEREK TEKNEYE BINMEZ. SULAR YUKSELIR, IMAM IKINCI KATA CIKMAK ZORUNDA KALIR. BIR TEKNE DAHA GELIR, ANCAK IMAM YINE TANRI'NIN KENDISINI KORUYACAGINA INANCININ TAM OLDUGUNU SOYLEYEREK TEKNEYE BINMEZ. SULAR IYICE YUKSELIR. IMAM ARTIK MINARENIN EN TEPESINDEDIR. BIR HELIKOPTER YAKLASIR. ICINDEKILER DURUMUN KOTU OLDUGUNU ANLATARAK IMAMA HELIKOPTERE GELMESI KONUSUNDA ISRAR EDER. IMAM HELIKOPTERE BINMEYI DE REDDEDER. BIR SURE SONRA SULAR IYICE YUKSELIR VE IMAM BOGULARAK OLUR. KENDISINI CENNETIN KAPISINDA MELEKLER KARSILAR -MELEK: HOSGELDINIZ. CENNETTE KÖSKÜNÜZ HAZIRLANDI.BUYRUN. -IMAM: CENNETE GIRMEK ISTEDIGIMDEN EMIN DEGILIM. -MELEK: NEDEN? -IMAM: TANRI'YA BIRAZ KIRGINIM. -MELEK: NE OLDU KI? -IMAM: BEN HAYATIMI IBADET EDEREK GECIRDIM. INSANLARA HEP IYILIK YAPTIM,GUNAHTAN UZAK DURDUM. YASADIGIM KOYU SEL BASTI, HERKES KACTI AMA TANRI'NIN BENI KURTARACAGINA INANDIGIMDAN KALDIM. GORUYORSUNUZKI SIMDI BURDAYIM... TAM BU SIRADA YUKARIDAN TANRI'NIN SESI DUYULUR: -SALAGA IKI TEKNE BIR HELIKOPTER GONDERDIK!!!!!!!!!!!!! -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Joe, yatak kariyeri başarılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk hayatı çekilmez bir hal aldığında tıbbi bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder. Kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman hekim bulur kendine; "Size bir iyi, bir de kötü bir haberim var," der doktor. - "Doktor, önce iyi haberi duymak istiyorum." - "Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim." - "Peki kötü haber nedir doktor bey?" - "Çok nadir görülen bir durum. Söylemesi zor ama hadım edilmeniz gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu baskı sizde dayanılmaz bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın tek yolu erkeklik organınızı almak." Joe bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine sorar; - "Ne yapsam acaba; erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım, kimin için yaşarım, el içine nasıl çıkarım?" Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak altına yatmaya karar verir. Hastaneden taburcu olduğunda, "Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan" diye derin bir nefes alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir baslangıç yapmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verir. Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım elbiseye takılır gözleri. "İşte tam aradığım takım elbise!" der ve dükkana girer. Tezgahtara, - "Yeni bir takım elbise istiyorum," der. Tezgahtar Joe'yu şöyle tepeden tırnağa bir süzer ve; "Bir bakalım; 44 beden!" der. Joe gülerek, - "Kesinlikle doğru, nereden anladınız?" "Bu benim işim". Joe takım elbiseyi dener. Üstüne 'cuk' diye oturur. Joe aynada kendisine hayran hayran bakarken tezgahtar sorar; - "Yeni bir gömlek de ister misiniz?" Joe bir kaç saniye düsündükten sonra "Elbette" der. Tezgahtar Joe'ya şöyle bir bakar; - "Kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka." Joe şaşırır; "Kesinlikle doğru, nereden anladınız?" - "Bu benim işim!" Joe gömleği giyer. Evet, gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken tezgahtar sorar; "Yeni ayakkabıya ne dersiniz?" - "Evet, lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım." Tezgahtar Joe'nun ayaklarına bakarak; "Evet... 9-1/2... E." Joe iyiden iyiye afallar; - "İnanamıyorum, bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl anladınız? Vallahi bravo!" Tezgahtar; "Efendim, bu benim işim." Joe ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar ayağına tam uyar; şöyle dükkan içerisinde bir tur atarken tezgahtar; - "Beyefendi, vallahi jilet gibi oldunuz! Size bir tane de şapka vereyim ben!" der. Joe aynaya bakarak kendini beğeniyle izler ve - "Evet, bir de şapka bakayım kendime!" der tezgahtara. Tezgahtar Joe'nun kafasına bakarak; - "Eveeet... 7-5/8." Joe yine şaşkın bir şekilde tezgahtara; - "Evet, doğru. Nereden bildiniz?" diye sorar. Tezgahtar iyiden iyiye havaya girmiş bir sekilde; - "Bu benim işim efendim" der. Şapka da süper oturmuştur kafasına. - "Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Ulan ben var ya ben..." diye düşünürken tezgahtar bu sefer "Size bir tane de don verelim efendim." Der. Joe birkaç saniye düşünür ve - "Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!" der. Tezgahtar geri adım atarak - "Eveeet.. 36 beden!" der. Joe gülerek; - "İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 34 beden giyiyorum!" der. Tezgahtar kafasını sallayarak - "Hayır, size 34 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza basınç yapar, bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep olur!.. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- YAŞAM FELSEFESİ İsviçre Labaratuvarlarında başarılı bir deney; 4 kavanoza 4 barsak solucanı atmışlar... 1.sinde alkol varmış ve solucan hemen ölmüş... 2.sinde nikotin varmış ve solucan hemen ölmüş... 3.sünde sperm varmış ve solucan hemen ölmüş... 4.sünde yeşil yapraklar varmış ve solucan üremeye başlamış... Deney Sonucu : Alkol alıp, sigara içtiğiniz ve seks yaptığınız sürece barsaklarınızda kurt olmaz.. Ot gibi yaşarsanız her tarafınız kurtlanır... ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek: "Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle" der. Ancak adamdan ses çıkmaz. Papaz gene: "Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle" der demesine ama adamdan gene ses çıkmaz. Papaz iyice sinirlenir ve: - Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyorsun be adam? Deyince, adam sakin sakin cevapverir, - Nereye gideceğimi bilmeden kimse hakkinda yorum yapmak İSTEMIYORUM Adamin biri is ariyormus. Calismak istedigi firma ile gorusmeye girmis. Sorular... sinavlar... adam berbat,hic bir iste calismasi mumkun degil. Ama torpili yuzunden bir oneri getirmeleri de sart!!! "Marketing dusunur musunuz?" diye sormuslar. "Nee?!!" demis adam, "daha iyi birsey yok mu?!" "Peki, satis sorumlusu olur musunuz?" "Olmaz" demis, "daha nitelikli birsey isterim." "Finans isleriyle ilgilenseniz?" "Yok daha neler, hayatta yapmam; daha iyi birsey, daha iyi birsey!!!" diye sizlanmis bu sefer. "Peki o zaman" demisler. "size icinde hem seyahat hem seks olan bir sey onerelim." "Hah!"diye bagirmis adam "aynen boyle birsey ariyorum. Nedir o?" "S*ktir git." =)=) -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Köyde saf gençle bir kızı evlendirirler.Genç oğlanın gücü kuvveti yerindedir ama kızla ilişkiye gireceğini bilmediğinden bir türlü o işi yapmazlar.Kız utanıp söyliyemediğinden bir süre sonra her işi boşlar ve hastalanıp yatağa düşer.Bu hallerini bilen köyün yaşlıları ihtiyarlar meclisini toplar ve bir karara varırlar.Genç meclise çağırılır ve ona:--Şu köyün arkasındaki tepeye çık,oradaki büyük kayaya derdinin dermanını sor o sana yapacağını söyliyecek--derler.Saf çocuk sevinerek tepeye çıkar ve kayaya sorar.Önceden yerini almış olan yaşlılardan biri ona:--git hemen karını becer,o zaman iyileşir--der.Saf genç :--Niyeki o bana bişey yapmadı neden onu becereyim--der.İhtiyar sinirlenerek:--ne diyorsam onu yap,git hadi--der.Saf genç istemeye istemeye eve gider ve binbir özürle karısını şeyeder!Ertesi gün eve gittiğinde ne görsün karısı ayaklanmış şarkı türkü iş yapıyor.Hemen fırlayıp ihtiyarlar meclisine gider.İçeri bi hışımla girip:--Bre peze....ler!daha önce söyliyeydinizde anamıda şeyetseydim --der. --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir hayal görüyor. Azrail'i görüyor ve soruyor: "Benim saatim geldi mi?" Azrail cevap veriyor: "Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 günün var". Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdirttiriyor, dudaklarını doldurtturuyor ve de Göğüslerini düzelttiriyor. Kısacası: "Yeniden doğmuş gibi" Daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülâns çarpıyor. Ölüyor. Cennette Azrail'e soruyor: "40 seneden daha fazla yaşayacağımı sanıyordum! Neden o zaman bana o ambülânsın çarpmasını sağlayıp, beni öldürttün?" Azrail cevap veriyor; Kız, ben seni tanıyamadım --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Tayyip ile Bush ilk bulusmalarinda birbirlerine hava atarlar. Bush Tayyip'e "bizde öyle bir teknoloji var ki, ölüyü diriltiriz" der. Tayip altta kalmaz ve o da "bizdeki teknoloji çok farkli, partimizin bütün elemanlari 100 metreyi 3 saniyede kosmayi beceriyor" der. Türkiye' ye döndügünde Tayyip'i bir düsünce alir. Danismanlarini çagirir, ve attigi palavrayi anlatir. "Haftaya Bush geliyor, yalanimiz ortaya çikarsa ne yapariz?" diye sorar. Danismanlardan biri hemen cevap verir: "Onlara ölüyü nasil dirilttigini sordunuz mu?" "Hayir sormadik." "O halde hiç korkmayin baskanim, alin Bush'u Anitkabire götürün. Atatürk'ü diriltmesini isteyin. Diriltemezse o rezil olur. Yok eger diriltirse, siz zaten 100 metreyi 3 saniyede kosarsiniz. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- bilimsel bır kitaptan okudum düşündürücü ve eğlenceli: iki genç uyuşturucu içerken yakalanmış.hakımın karşısına çıkarılmışlar. Hakım: Daha çok gençsınız.sıze şans,hafta sonuna kadar başka ınsanları uyuşturucudan vazgeçirirmeye çalışın.Pazartesı görüşelim Hafta sonu geçmiş. Gençler hakımın karşısına çıkmış Bırı demişki: Ben 17 kişiye bıraktırdım Hakım: Çok iyi nasıl yaptın? ‘2 daire çizdim.(Oo) şeklınde…bvirincisi uyuşturucudan öncekı beynınız…ikincisi uyuştuırucudan sonraki beyniniz deyınce ınandılar.uyuşturucuyu bıraktılar…’ Hakım: Güzel,ınandırıcı,serbestsın… ya sen.. 2.genç hakime şöyle bir bakmış: Ben 156 kişiye uyuşturucuyu bıraktırdım Hakımın gözlerı açılmış. !inanılmaz..nasıl yaptın böyle birşeyi’ ‘bende 2 daire çizdim.(o O) şeklinde..bırıncı dairedeki uyuşturucudan önceki poponuz.ikinci dairedeki ise hapisten çıktıktan sonraki poponuz..’ ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Çok güzel bir kızıl doktorun ofisine girer ve her yerinin ağrıdığını söyler. "İmkansız" der doktor "Gösterin lütfen bana" Kızıl parmağını uzatır sol göğsüne bastırır ve çığlık atar, sonra dirseğine bastırır bu sefer daha fazla acıyla bağırır. Dizine bastırır ve çığlık atar, ayak bileğine bastırır aynı şekilde. Neresine dokunsa çığlık atmaktadır. Doktor, "Gerçek kızıl değilsiniz değil mi" der. "Eee, değilim" der kızıl, "Aslında sarışınım" "Tahmin etmiştim" der doktor, "Sadece Parmağınız kırık" -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Nasıl yağmur nasıl fırtına,adam bir taksiye el kaldırır, taksi durur. Adam gidecegi yeri söyleyince, taksici kızarak -"Ohoo orasi çok yakın alamam seni" der ve gazlar gider. Adam çok bozulur ama sonra bir şekilde evine gitmeyi basarır. Ertesi gün sans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici, evinin önündeki taksi durağındadır ve üçüncü sıradadır. Hemen plan yapar ve ilk taksi söförüne yanaşır: - Ataköye kaça götürürsün ? - 5 milyon - Sana 20 milyon veririm ama bir kere beraber olalım - Hadi be sapık mısın,defol. Adam bu cevabi alınca ikinci sıradaki taksiye yanaşır., Ataköye kaça götürürsün ? - 5 milyon - Sana 20 milyon veririm ama bir kere beraber olalım. - Vay sapık vay defol, sıra üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye gelmistir. - Adam yanaşır - Ataköye kaça götürürsün ? - 5 milyon - Peki.Sana 20 milyon veririm ama bir şartım var!! - Nedir ? - Giderken diger taksicilere el sallayacaksin !!!!!! - Ayıbettin abi tabii ............ --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Bir köyün genç imamı, o köyün taze kızlarından birine vurulmuş. kızında gönlü varmış imamda. ama kızın maddi durumu imamınkinden kat kat iyiymiş. imam en sonunda dayanamamış ve anasını babasını tutmuş kolundan kızı istemeye gitmişler. kızın ailesi vememiş iamama kızı. imam ve ailesi üzgün çıkmışlar ordan. Akşam vakti gelmiş. İmam abdestini tazelemiş, akşam ezanını okumak için minareye çıkmış ve demiş ki: "Bu ezan sevip de kavuşamayanlara gelsin... Allahu ekber...." --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Ramazan ayı.. millet oruçlu... dursun yolda giderken temeli görür. hemen yanına giderek: - uyy uşağum sağa bişiy soracam daa. temel: - sor pakalum uşağum. dursun: - de bakalım hele. oruçluyken pi oturuşta kaç hamsi yersun? temel: - ohooo! kafadan 100 tene yerum. dursun: - haaa. işte şimdu yalan dedin bağa. mantik çerçevesu içerisuda düşüncek olusak, ilk hamsiyi yiyunce orucun baozulacak. ondan sonraki 99 hamsiyi oruçsuz yemiş olacaksun..nasil espirülü bi soru ama dimi. temel: - doğru söyleysun uşağum. bak hiç aklıma gelmemiş idi. güzel espiruymuş neyse hadi sağa iyi gunler.. der ve yoluna devam eder. temel öylece yürürken yolda cemal'e rastlar. hemen yanına gider ve: - uyy cemal haçan sağa bi soru soracam der. cemal: - sor tabi uşağum. temel: - oruçluyken bi oturuşta kaç hamsi yersun? cemal: - Rahat 50 tane yerum. temel: - haaa.. haçan 100 deseydun sağa bi espiru yapacaktum. neyse hadi iyi gunler

BEDAVA MILYONLARCA LİSELI GENÇ KIZ MSN ADRESI.!!!

- Konular -

 

Rastgele Yüregimdeki çocuk
Kabağın da Sahibi Var
10 DOLAR 10 DOLARDIR
Avokadolu Salata Tarifi
Avrupa yakası Gaffur''dan msn nickleri
yıldırım çarpması
Aşkım Baksana Bana
Timsah bungee jumping yapan adamın kafasını koparıyor
Kız tavlamak için msn nickleri
İsim isim isim ??
Bir gidişin öyküsü..
ruya
 

evden eve nakliyat - site ekle - emo resimleri - dizi izle - cep telefonları - forum - yeni siteler - site ekle - youtube forum - eart
© Copyright MaxiSohbet.NET  Web Sitesi 2006 - 2008


eXTReMe Tracker