"Az önce iş icabi Isparta'da bir müşterimizi aradim. Telefonu açan
kibar bayana ilgili kişinin mail adresini sordum. Hanimefendi gayet
kibarca "Bizim burada internet çekmiyo" dedi !!
Cuma akşami gecenin bir yarisi Arnavutköy'de taksi ariyordum.
Fakat etrafta bir tane bile yoktu. Arabasini park etmiş
yemek yiyen bir taksi gördüm. Adama yaklaşip,
"Abi müsait misin?" dedim. O da, "Ehliyetin var mi?" diye sordu.
Taksim'e kadar taksiyi ben kullandim, o paşa paşa yemegini yedi.
Izmirliler bilir, toplu taşimada Kentkart uygulamasi vardir. Karta
para yüklersiniz, otobüslerde manyetik okuyucuya tutarsiniz ve okuyucu
okuduguna dair sinyal sesi verir. Kentkart uygulamasinin ilk yiliydi.
Yaşli ama çok tonton bir teyze elinde Kentkartla otobüse bindi. Nedense
karti şoförün suratina dogru tuttu. (Herhalde paso gibi gösterilecek
zannetti.) Şoför iki-üç saniyelik şaşkinlik periyodunu atlattiktan sonra,
"Biiiiip!" dedi. Teyze bi şey olmamiş gibi geçip şoförün arkasina
oturdu. Otobüsteki herkes kahkahalarda gülerken bense şoförün zekasina hayran
olmuştum.
Bilirsiniz, bir ara zibidi gençlerde cüzdana zincir takip sarkitma
modasi vardi. Istiklal'de yürürken, yanimdan bu model bi tip geçiyordu
ki, adamin teki bombayi patlatti: "Ne o lan? Köpegin k*** mı kaçti???"
Bir gün yolda giderken kaset satan bir dükkanin caminda aynen şöyle
bir yazi görmüştüm: "Arabalar için çistakli müzik gelmiştir. " Hay
Allahim yaa!
Bir arkadaş anlatti. geçenlerde Taksim'de yürürken sikişinca
McDonalds'in tuvaletine girmiş. Tuvaletten sonra elini kolunu sallaya sallaya
restorandan çikarken elemanlardan biri arkasindan seslenmiş: "Bir gün
yemeğe de bekleriz..."
(Alıntıdır)
