[color=red]onların, sabah kalkar kalkmaz; ilk işleri, âşık olmaktı . . .
bütün uslanmazlıklarıyla vardılar, gönüllüydüler . . .
arada, acıları aşılayıp kendilerine, az-biraz ağladılar . . .
- âşık olup da, ağlamayan nerde görülmüş?.. -
âşıktılar . . .
yüzlerini özlediler birbirlerinin; seslerini . . .
kokuları gelip doldu içlerine
gülüşlerini özlediler; gelip sarılan, boyunlarına . . .
- suretlerini gönderdiler birbirlerine . . .
âşıktılar . . .
anılarını çıkardılar; yıkadılar,
sonra astılar zamanın inci ipine
kurutup giyindiler,
bayramlıkları gibi çocukluklarının
en güzeliydi bu tüm elbiselerinin . . .
âşıktılar . . .
nefeslerini paylaştılar gecelerde
yalnızca o oldu düşlerinde
- gittiler sonra . . . -
âşıktılar . . .
fırtına da bastırsa kalplerinde
deprem de çıksa sonra gözlerinde
savur(a)mazdı onları katıksız bir mahpusluğa
vur(ul)dukça kalmadılar altında anıların, ezilip tükenmediler
yıkılmadılar, kalmadılar oracıkta . . .
âşıktılar . . .
eski bir eskiciydiler aslında bu eski dünyada
sevgi aldılar; satamadılar . . .
ama güzeldi; iyiydi; satmadılar; kullandılar
büyüdükçe büyüdü kalplerine sığmaz oldu aşk . . .
büyüsü ellerinde şimdi, beyinlerinde bütün resimler
soyundular soyutluğunda kırılganlıklarının
düşlerini sorgulamadılar kalplerinin karakolunda . . .
âşıktılar . . .
uyandılar su vurdular yüzlerine,
kaldıkları yerden devam ettiler . . .
bilinçler yerindeydi zamanı içerken
ve işler-ken . . .
âşıktılar . . .
yine elleriyle, ruhlarını birleştirdiler birbirine,
sonra ikisini alıp geldiler o gece
sabaha kadar beklediler . . .
ayrılmadılar kimse görmeden . . .
âşıktılar . . .
anıları misafirliğe gelse, kovarlar yalandan hepsini,
sonra çağırırlar yağmurlu havalarda . . .
gözleri ıslanır,
yağmur diner; toprak kokusu kalır sonunda . . .
âşıktılar . . .
çevirisi yanlış yapılmış bir hayat değil bu,
bilirler her doğan güneşle,
biraz daha yenileneceklerini . . .
âşıktılar . . .
aşık olduklarından beri her sigaralarını
son sigaraları gibi çekiyorlar içlerine,
- biri, sanal -
sonmuş gibi her aşlarını, ekmeklerini yiyorlar,
kalpleri son kez vuracakmış gibi,
gözleri son kez görecekmiş gibi bakıyorlar hep birbirlerine...
âşıktılar . . .
dizlerine yatırıyorlar yokluklarını
hep o masalı anlatıyorlar - aşk -
dinliyorlar; bir daha istiyorlar
yüzlerinde yokluklarının tebessümü beliriyor,
azcık ağlıyorlar . . .
âşıktılar . . .
ve gereğini yapıyorlar aşklarının
birbirlerini kendileriyle aldatıyorlar . . .
susuyorlar . . .
âşıktılar . . .
bırakmıyorlar birbirlerini . . .
yalnız değiller . . .
yenilmediler . . .
sobelenmediler hayatın eliyle . . .
â ş ı k t ı l a r . . .
ve
â ş ı k l a r . . .
h e p . . .
